yirmi

_____
Otobüs yolculuğunun sonunda ayaklarımı bambaşka bir şehirde yere bastığımda, artık ben yolculuğa başlamadan önceki benden biraz farklıydım. Eski bene yeni bir şeyler eklenmiş, bunun yanında benden başka başka şeyler de çıkarılmış gibiydi. Allah'ım, Kadirli Seyahat ile yaptığım bu yolculuk nasıl böyle kadim bir süreç olmuş, nasıl da ruhumu dinginleştirip kamil insana doğru nirvanabooster gücüyle uçurmuştu beni? Hayret. Şehirler arası otobüs yolculuğunun o romantik atmosferi nasıl olur da bütün yolculuk boyunca uyumuş olmama rağmen beni etkisi altına alabilirdi bu şekilde? Ama sonra biraz daha düşününce bütün cevapların sende yattığını gördüm sevgilim. Sana ulaşmak için harcanan emek, emeklerin en güzeliydi. Sana giden yol, yolların en heyecanlısıydı. Sana varmak, ruhuma bir kat daha çıkmak gibiydi. Şehirler arası otobüs yolcuğu, uzak mesafe ilişkilerinin en büyük ibadetiydi nihayetinde; işte tüm düğümü çözen bilgi buydu. Sen ise bu bilginin ana kaynağıydın.

Otogardan koştura koştura evine geldim. Kapıyı çaldım, açmadın. Telefonunu aradım, cevaplamadın. "Selmaa!" diye bağırdım, ortaya çıkmadın. Sonra komşularından biri göründü pencerede. "O kız öldü bu sabah, öldü. Abisi öldürdü. Nişanlısını mı aldatıyomuş ne yabancının tekiyle. Onu da bulucakmış abisi, diri diri yüzücekmiş derisini o itin," dedi. "Haananıski..." dedim, koşarak otogara geri döndüm. Kadirli Seyahat'ten İstanbul'a dönen ilk otobüse bilet aldım. Bir yandan tatlı canım için dua ediyor, diğer yandan ikinci bir kutsal yolculuk yapacak olmanın heyecanı içine sığamıyordum. Evet, sana yolculuk etmek, sana varmak ya da en azından mücadelesini ortaya koymak güzeldi Selma, ama anneme varmak daha güzel olacaktı. Zira bir süre annemin babamın yanında saklanacaktım.

on ve dokuz

_____
Özlenen sevgili;

Ne yüzün kalmış geriye, ne sesin. Ne kokun, ne de tenin. Bana yine benden başkasını bırakmamışsın, bravo! Hatta hiç olmamışsın gibi şimdi her şey. Gittiğin gece, sen bu eve gelmeden önceki yerlerine taşımışsın tüm koltukları, tabloları. Yastıkta kokun kalmasın diye yıkamış da öyle gitmişsin. Sırf sen istedin diye söve söve alfabetik sıraya göre dizdiğim kitapları yine eskisi gibi yazarlarına göre ayırıp da gitmişsin. Hatta tüm ayraçları, sen o kitapları okumaya başlamadan önce durdukları sayfaların arasına geri koyup da gitmişsin. Sen var ya sen, anılarıma bile göz dikmişsin, ağlatan sevgili. Ya sen niye böyle yaptın, kayıp sevgili? Ne bir haber, ne bir ikaz. Sıfatını bile koyamıyorum şimdi: "eski" mi olmalısın, "dönecek" mi; "ayrılan" sevgili misin, yoksa "darılan" mı? Neye darıldın ki? Niye ayırdın kendini benden? Neden eskidin bana karşı sevgilim? Dönecek misin hem? Görüyorsun ya, her sıfatına soracak bir sorum var benim. Peki senin her sıfatını yüzüme karşı sırtında taşıyabilecek kudretin var mı, sevgili?

Dön artık, özlenen sevgili! Dönmeyeceksen de "Dönmeyeceğim," de; ben anılarını şimdiden gömerim öldüğümde gömüleceğim toprağa. Döneceksen de iki güne dön. Zira şimdi özlenensin. Yarın da özleneceksin. Ama öbür gün pazar. Kusura bakma, pazarımı seni özleyerek harcayamam.

on ve sekiz

_____
Yine Vadi yurdunda bir gün. Hatta gece diyelim biz ona, çünkü saatler 00:30'u gösteriyor. Vize haftası. Biz tüm Vadi abazanları olarak harıl harıl ders çalışıyoruz. Derken elektrikler kesiliveriyor. Karanlıkta kalıyoruz. Kimileri pencerelere çıkıp müdüre ana bacı sövüyor, kimisi "Bana karı gönderin!" diye bağırıyor, kimisi "Şampiyon Cimbom!" diye çığlık atıyor. Nasıl oluyor anlamıyoruz, ama tüm yurt kendimizi bir anda aşağıda buluyoruz. Yaklaşık 1000 erkek var diyeyim. Ayağımızda terlikler. Üstümüzde kolsuz tişörtler, yırtık pırtık şortlar. "Allah, allah!" nidaları eşliğinde kız yurduna doğru koşuyoruz. Arada ne oldu da bu sahneye vardık, gerçekten kafa karıştırıcı. Neyse, biz bir ordu gibi kız yurduna varınca güvenlikçiler korkudan kapıları kilitliyor. "Vadi burada kızlar nerede; Vadi-kızlar el ele hep beraber ormana; abazan hareket engellenemez; kahrolsun sütyenler, memelere özgürlük," gibi sloganlar atarak eğleniyoruz. Kızlar camlara çıkıyor, kimisi alkış tutuyor, kimisi su atıyor üzerimize. Bu eğlence bir süre daha devam ettikten sonra İstiklal Marşı'nı okuyup, "Vadi gidecek, yine gelecek!" sloganı eşliğinde ayrılıyoruz. O ayrılma esnasında pencereden bana tiksintiyle bakan, bir hafta önce tanışmış olduğum, o ana kadar aramızda her şeyin çok güzel gittiği potansiyel sevgilimle göz göze geliyorum. 'Sen de mi bu iğrenç abazanlardansın?' der gibi bakıyor bana. 'Açıklayabilirim' anlamında iki üç farklı bakış atsam da kafi gelmiyor. Pencereyi hayal kırıklığı ile kapıyor. Perdeyi sinirle çekiyor. Zaten bir daha da benimle görüşmüyor. Abazanlığım dolayısıyla aşağılandığım ilk olay oluyor bu. Sonrası çorap söküğü gibi gelecek nitekim, henüz bilmiyorum.

on ve yedi

_____
İkinci sayısı çıkmayacak bir edebiyat dergisi gibi ol isterdim. İçinde anlaşılamayan öyküler, kapağında bir tek beni çekecek güzelliğin olsun, ama sayfalarında konuşan satırlar pek tutmasın mesela. Beş bin kopya kadar basıl, ama dört bin dokuz yüz doksan dokuzun iade olsun; geriye kalan tek bir tanen de benim ellerimde. Sadece bende. Bir sene sonra bile kimse hatırlamasın seni, sakın geçme literatürlere. Koleksiyon sayısı gibi değerli ol bana, her öykünde beni ara, her okuduğumda seni arala.

İkinci sayısı hiç çıkmayacak bir edebiyat dergisi gibi olmanı isterdim. Oysa sen beş yüzüncü sayını yayınlayan FHM dergisi gibisin. Ne yana gitsen seni kesen erkekler, ne yana yanaşsan sana yavşayan, sana dokundurmaya çalışan birtakım adamlar. Az uslu dursan, az bir de benim olsan, az sadece benim kalsan... Ne olur sanki. Asabiyim, sinirlendirme beni. Kadına el kalkmaz ama valla ağzına yüzüne dalacağım senin bir gün. Hatta dalayım hakikaten. O zaman çirkine dönersin. O zaman kimse bakmaz sana benden başka. O zaman beş yüz ikinci sayısı yayınlanmayacak FHM dergisi gibi olursun, çünkü beş yüz birinci sayını sadece ben alırım. O halde dalmaya geliyorum sana sevgilim. Dibine dibine daldırmaya geliyorum. Beraber öyküler yaratacağız seninle. Şaşırtan sürpriz sonlarla süsleyeceğiz ölümlerimizi. Az bekle, tanıyınca sen de seveceksin beni.

Önceki →
Önceki Kayıtlar