Şizofreniyatım - 3

Azizim Günlük,

Bu sabah internetten gazete okumaya bir son vermek için gittim en yakın bakkaldan yedi farklı gazete aldım. Her sabah gitmeyeyim diye artık böyle haftalık toptan alıcam gazeteleri. Her gün için bir gazete. Sonra bir dahaki haftaya Pazar günü bi' kere daha yedi tane. Öyle öyle gidecek. Bence çok dahiyane bir fikir.

Gazeteleri alırken bakkal amcaya sordum "Var mı kupon filan?" diye. "Ne kuponu?" diye soruyla cevap verdi. "Çanak çömlek" dedim. "Yok güzelim. Onlar eskidendi, artık vermiyolar çanak çömlek" dedi. "Ozmo?" diye sordum. "Hani şu İngilizce öğreten?". "Yok" dedi. "Cep telefonu?". O da yok. "Ansiklopedi?". Yok. Bakkal amca üzüldüğümü gördü. "Ama yağım var, unum var istersen helva yapayım sana." dedi. Çok sevndim, "Olur!" dedim. Sağolsun bakkal amcanın da helvasını yedim işte sabah sabah. Sonra öğlen duydum cenazesini kaldırmışlar. Şok oldum. Mahmut Tuncer de gitmiş cenazeye. Alışverişini hep o bakkal amcadan yaparmış meğerse. Hayret, hiç de karşılaşmadık.

Eve geldikten sonra gazeteleri masaya yığım. İki günlüğüne gelip iki haftadır evimden gitmek bilmeyen şerefsiz arkadaşlarım güzel bir pazar kahvaltısı hazırlamışlar. Kahvaltıyı görünce çok sevindim, ama sevindiğimi çaktırmadım, kendimden bile sakladım, örtbas ettim. Çünkü onlara karşı yumuşamak istemiyordum; suratım asık olsun istiyordum hep ki anlasınlardı, gitsinlerdi lan artık! Bi' kahvaltıya tav olacak adam mıydım lan ben! Kahvaltıyı hazırlayıp öyle hemen gitselerdi çok iyi olurdu hatta. Ama gitmediler yine. Oturduk, beraber kahvaltıyı mideye indirmeye, bir yandan da koca hafta okuyayım diye aldığım gazeteleri lkarıştırmaya başladık. Evimden gitmedikleri gibi gazetelerimi de sahiplenmişti ibneler. Halbuki ben gazetelerin birini Salı günü, diğerini Çarşamba günü, ötekini kimbilir belki de Cuma günü açacak, bir diğerinin bulmacasını Pazartesi günü çözecektim. Hakkaten hayret bi'şey, ama hakkaten ya! Hayret ya! Ama hakkaten. Hayret tabi, ama bi'şey de demedim. Suratımı biraz daha asmakla yetindim. Sessizce okumaya devam ettik.

Gazeteleri okurken 'bir yıl içinde enerji içeceği içtiği için ölen otuz beşinci vaka' gözümüze çarptı. Bizim uyuşuk Fekruh haberi görünce atıldı hemen. "Ben arada içiyorum bu meretleri ama hiçbir etkisini görmedim. Yalan bunlar, hepsi fos!" dedi. Haberi okumaya devam ettik. Adam altı tane kutuyu ardı ardına içmiş de imamın kayığına öyle binmiş meğerse. Fekruh'a "Tamam ulan madem bunları yalanlıyosun, iç altı tane arka arkaya da göster cesaretini!" dedik.

Fekruh gazoz gibi adam.
Gazı sıkıştırmış içine de öyle yaratmış yaradan.
Götünü bir de biz körükledik arkadan.
Fekruh'ta cesaret oldu tavan.

Fekruh düşünceli bir tavırla "Bu gazdan kurtulmam lazım" dedi. Gitti, henüz ölmemiş olan bakkal amcadan altu kutu RedBull aldı. Başladı içmeye.

İlk kutuyu bir dikişte içti. "Bakın bir şey olmadı" dedi.
İkinci kutuyu da dikti. "Bakın hala normalim" dedi.
Üçüncü kutuyu yavaş yavaş içti. Sonra kalbini tuttu, ölüyormuş numarası yaptı. Kılımızı kıpırdatmadık. Çok kızdı.
"Dördüncünün dibini görmeyen zaten yaşamasın ulan!" diye haykırdı. Bir çekişte onu da bitirdi.
Sıradakini aldı. "Keşke bunun yerinde Şukufe olsaydı da onu hüpletseydim" dedi. Gözleri dolu dolu oldu. Beşinciyi kalbine gömdü.

Fekruh bize baktı. Biz Fekruh'a baktık. Tık yoktu. Sanki hiç enerji içeceği içmemiş gibiydi. Enerji, kalp çarpıntısı, adrenalin, kafein, nikotin, taurin, alanin, tirozin, sistein, arjinin, sperim, aspirin... Hiçbirinden eser yoktu. Fekruh, yine bizim bildiğimiz uyuşuk Fekruh'tu.

Fekruh son kutuyu aldı. "Altıncı da şu lanet dünyaya gelsin!" dedi.
İçti ve öldü.
Nasıl olduğunu anlamadık. Birden gidiverdi Fekruh. Kanatlanıp, uçup gitti.

Akşamüstüne doğru gazetelerin acil baskısında otuz altıncı vakaydı artık Fekruh.
Otuz altı farklı televizyon kanalında adı geçti.
Odasında sakladığı şarap otuz altı yıllıktı.
6 kutu RedBull'un karesi 36 RedBull² idi.
Ve yine otuz altıydı Fekruh'un geçen sene sayısal lotoyu kaçırmasına sebep olan o tek sayı.

Aziz günlük, biliyorum.
Fekruh'u ne biz, ne de RedBull öldürdü. Onun faili "Otuz Altı"ydı. Sayıyla 36. Muhtemelen kendisinin 2 ile çarpılarak 41 çıkarılmasıyla elde edilen sayıyı kıskanmıştı. Çünkü Fekruh en çok onu severdi.

Allah rahmet eylesin.

Güle güle Fekruh.

Güle güle bakkal amca.

Sosyal Medyaya Aktar :

4 yorum

  1. :) Haftaya iyi başlamak için bire bir bir yazı :)

    YanıtlaSil
  2. ne diyon sen geyik mühendisi yaws :))

    YanıtlaSil
  3. Güzel olmuş. Sen her pazar yaz buna benzer birşey. Pazartesi günleri regl olan beyinlere iyi geliyor böyle eğlendirici yazılar..

    YanıtlaSil
  4. eheh iyiyse her pazar öldürelim murtaza gibilerini... insan deşarj oluyor valla.. :))

    YanıtlaSil

- Yüreğin yukarıdaki yazıya yorum yazmak istiyorsa lütfen sesini dinle, hem bedava!

- Profil seçiminde Adı/URL'yi seçerek sadece adını/nickini yazıp hızlıca yorumunu gönderebilirsin. İstersen Anonim'i seçerek daha da hızlı davranabilirsin; ve fakat kim olduğunu kimse bilmez senden başka. Yok, eğer Benim orda burda hesabım var argadaş, varsa boşuna mı var? dersen hesaplarından biriyle de girip yorumunu bırakabilirsin. Bana ne lan, yap işte bi' şeyler!

← Sonraki
Sonraki Kayıt
Önceki →
Önceki Kayıt