Alkolikler Tarihi

Bizim bir arkadaş vardı, inanmayacaksın ama rakıyı pipetle içerdi. Bardağın sonunda kalan son damlaları hüpletmesini pek severdi. Aslan adamdı aslında. Kaplan adamdı. Leopar adamdı. Jaguar adamdı. Bi' çitaya benzetemezdim kendisini. Benzemezdi. Çitaya benzemiyordu işte. Rakıyı pipetle içmeyi çok severdi ama, dedim ya hele son damlaları hüpletmeye bayılırdı. Sonra bir gün şarapçının biri tarafından sırtından bıçaklanarak öldürüldü. İbnenin biriydi o şarapçı. Götverenin tekiydi. Yavşağın bayrak sallayanıydı. Bi' göt lalesine benzetemezdim kendisini. Benzemezdi. Göt lalesine benzemiyordu işte. Sırttan bıçaklamayı çok severdi ama, dedim ya öyle öldürmüştü zaten bizim arkadaşı da. Sonra alkolikler bu olayın ardından ikiye bölündü. Rakıcılar şarapçıları, şarapçılar da rakıcıları tek yakaladıklarında acımaszıca kesmeye başladılar. Kasap bıçağı gibi kesiyorlardı. Köpekbalığı dişi gibi parçalıyorlardı. Ayı pençesi gibi koparıyorlardı. Bi' kurt ısırığına benzetemezdim darbeleri. Benzemezlerdi. Kurt ısırığına benzemiyorlardı işte. Her neyse, sonra yine bir gün şarapçıların arasından biracılar diye yeni, gençlerle dolu dinamik bir oluşum çıktı. Rakıcılar da aralarında votka içenleri dışladılar. Dışlananlar da votkacılar olarak yeni bir grup kurdular. Alkolikler dünyası bu iç karışıklıkla büyük bir sıkıntıya düşmüştü. Öldüren öldürene, ölen öleneydi. Likör içenler, absinth takılanlar ya da kanyakla oynaşanlar ise bir grup kuracak kadar güçlü olmadıklarından hangi topluluğa katılacaklarını kara kara düşünüyorlardı. Tarafsız kalmak "Öleceksin!" demekti.

Ölüm, damarlardan oluk oluk akıyordu.

Bu katliamlar zincirini durdurmak için, bir çok sivil toplum örgütü çıktı sonra ortaya. Sucular, gazozcular, şalgamcılar, sodacılar, doğala özdeş aromacılar... Tüm alkoliklerin eski günlerdeki gibi ortak bir paydada buluşması için çok çaba sarfettiler. Ama alkolün gücü çoktan hepsini aşmıştı. Alkolikleri durdurmak neredeyse imkansızdı.

Sonra bizim bir arkadaş vardı; biracılardan.
Bir sabah uyanamadan, güneşe bir defa daha bakamadan öldü. Diğer alkolikler de hemen onun ardından patır patır ölmeye başladılar. Üç gün sonra tüm alkolikler bir yudum alkol içemeyecek kadar ölüydü artık. Nasıl oldu, niye oldu, ne şekilde oldu, niçin oldu, nasıl oldu, neden oldu, niye oldu hiç bilemedik. Komple yoktular artık. Çok ilginçti. Çok enteresandı. Daha bir paragraf önce durdurulmaları imkansızdı oysa. Çok ihtimalsizdi; ama olmuştu işte.

Bu toplu ölümün failini ise metanolcüler üstlendi. Dediklerine göre alkoliklerin şişelerine gizlice metil alkol katmışlar ve hepsini kendi silahlarıyla yok etmişlerdi. Metanolcüler cezaevlerine götürülürken, pişman olmadıklarını dile getirdiler.

Sonra, herkes çıkıp bir şeyler söyledi.
Sucular, "Biz öleceksiniz demiştik." dedi.
Şalgamcılar, "Bu dünyaya zaten hiç yakışmamışlardı." dedi.
Doğala özdeş aromacılar, "Metanolcüler idam edilmeli!" dedi.
Fakat birkaç gün sonra olay tamamiyle unutuldu.

 
***
 
Yine de tarihten ders almak lazımdı. Bunun için, tam 23 yıl sonra Tekirdağlı Cengiz, olayları anlatan tarihi bir kitap yazacaktı.
"Önce rakı vardı..." diye başlayacaktı ilk sayfaya.
"Sonra şarabın keskin bıçağı çıktı; ve peyniri ikiye böldü..."

Sosyal Medyaya Aktar :

9 yorum

  1. alkol tüm kötülüklerin anasıdır gerçekten çok halim selim kendi halindeki insanları bile canavara çeviren bir illettir içmesini bilmeyen için paylaştıgın için teşekkür ediyorum

    YanıtlaSil
  2. Hocam bu ne tövbe tövbe. Hobbit kim bu masalda?

    YanıtlaSil
  3. "Şunları bir araya toplayayım.
    Bir güzel muhabbet edelim" diye düşündüm.

    Mutfak işinden de anlarım.
    Donattım sofrayı.
    Bayağı uğraştım.
    Hepsinin, ayrı ayrı ne
    yemekten, ne içmekten
    hoşlandığını iyi bilirim.
    Bayağı da para gitti.
    Birinin yediğini öbürü yemez.
    Ötekinin içtiğini beriki içmez.
    Dört kişilik sofra kurdum.
    Mumları da yaktım. Bak hepsi, Erick Satie severdi. Hatırladım.
    Müziği de ayarladım. Geldiler.
    20 yaşında ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben dördümüz.
    Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
    Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
    Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
    Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
    Yatıştırayım dedim.
    "Sen karışma moruk" dediler. Büyük hır çıktı.
    Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
    Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.
    Evin de içine ettiler. Bende kabahat.
    Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine.

    Alkol dediğin adamı kendini tanımaz hale getirendir. "ben daha önce göndermişmiydim bunu sana :SSS"

    YanıtlaSil
  4. @efsane,
    Rica ederim.

    @taylanov,
    Hobbitler fasa fiso yav. Burda koskoca Tekirdağlı Cengiz var. Onu çok büyük görevler bekliyor. Yüzük de neymiş. :)

    @kalderavolkan,
    Evet, göndermiştim. :)
    Alkol'ün değeri onu içene göre değişir. Kendini kaybedecek kadar içersen kötüdür. Dozunda içebiliyorsan, süper bir şeydir. :)

    YanıtlaSil
  5. ister şarap olsun ister votka ister bira ağzıyla kararında içenler için güzeldir ama işin içine başka uzuvlarını karıştıranlar nefret edilesidir..

    YanıtlaSil
  6. taraf seçmekte güçlük çekiyorum...
    "rakıyı birayla sulandıranlar" bağımsızlık istiyorum haydi hep beraber :pPp

    YanıtlaSil
  7. ya da biraya votka katanlar... :))

    YanıtlaSil
  8. F..c..r of Wildwood16 Kasım 2008 15:42

    Mike's Hard Lemonade + Vodka = Rockn Roll all night at Sturdust!

    YanıtlaSil
  9. and a hershey's with 86% cacao...

    YanıtlaSil

- Yüreğin yukarıdaki yazıya yorum yazmak istiyorsa lütfen sesini dinle, hem bedava!

- Profil seçiminde Adı/URL'yi seçerek sadece adını/nickini yazıp hızlıca yorumunu gönderebilirsin. İstersen Anonim'i seçerek daha da hızlı davranabilirsin; ve fakat kim olduğunu kimse bilmez senden başka. Yok, eğer Benim orda burda hesabım var argadaş, varsa boşuna mı var? dersen hesaplarından biriyle de girip yorumunu bırakabilirsin. Bana ne lan, yap işte bi' şeyler!

← Sonraki
Sonraki Kayıt
Önceki →
Önceki Kayıt