Kalemlerin Efendisi

Tükenmez kalemin silgilerle silinemediğini öğrendiğimde yaşım henüz dörttü. Bunu, oturma odasının duvarına güzel bir Tutti Frutti kızı çizdikten sonra fark etmiş olmam büyük bir bahtsızlık. Keşke böyle öğrenmeseydim. O resmi çizip annem ve babam görmeden büyük bir rahatlıkla silebileceğime inandığım için şimdi gerçekten çok pişmanım. Oysa o gün ne o Tutti Frutti kızı duvardan, ne de gaddarlığıyla ün salmış o beş insafsız kardeşin izi benim suratımdan silinmedi. Artık, duvarlara resim çizen pis pasaklı, çıplak kızları da gizli gizli izlediği açığa çıkan sapık bir çocuktum. Tükenmez kalem, kılıcı bilmem ama, gerçekten meyve bıçaklarından keskindi; beşizler ise boy boy...
Ben bu hayatta aşk sillesinden önce, dört yaşındaki bir çocuğun kendi hayal dünyasında yaptığı hovardalığın tokadını yedim sevgili dostlarım.

Köyde kuzenimin elinde ilk defa kırmızı tükenmez kalem gördüğümde beş yaşındaydım. Yirmilik delikanlıların gözünde havalı bir kırmızı araba ne ise, o gün o kırmızı tükenmez kalem de benim için oydu. Bu nedenleydi ki "Ben de kırmızı kalem istiyorum" dediğimde dedemin bana kurşun bir kırmızı kalem alması kocaman bir hayal kırıklığı olmuştu. Kuzenimin elinde tüm alımıyla kırmızı bir Ferrari varken, ben elimde kırmızı akülü oyuncak araba tutuyordum. Benim çizdiğim resimler silinebiliyorken, onun çizdikleri tarihe meydan okuyor, gelecek kuşaklara bir miras olarak kalacaklarının bilinciyle kağıtta adeta parlıyordu. Benim kalemim kalemtıraşın tacizleriyle saatler geçtikçe küçülüyor, onun kalemi ise tıpkı çizdikleri gibi kendi uzunluğunu da koruyor, hatta gittikçe benim gözümde daha çok büyüyordu.
Ben bu hayatta zalim bir aşk acısından önce, sahip olamadığım o kırmızı tükenmez kalemin acısını çektim dostlar.

İlkokul 1. sınıfta, elime ilk defa Atlas marka 0,9 uçlu kalem geçtiğinde üzerimdeki büyük heyecanı tarif etmemin ne denli imkansız olduğunu anlatamam. O kalemle evde ilk kez ödevimi yaparken kağıdın üstünde aniden kırılan küçük bir parça 0,9 ucun acısını anlatmam ise daha imkansızdır.
Ben hayatımda kalbimin kırılmasından önce, uçlu kalemimin ucunun kırılmasına ağladım sevgili gönül dostlarım.

İlk dolmakalemim, yine ilkokul sıralarında okurken babamın dolmakalemini sabah okula gitmeden önce araklayarak geçici olarak sahiplendiğim güne rastlar. Atlas marka uçlu kalemlerin artık gözden düştüğü günlerde herkesin yeni, pahalı ve kaliteli uçlu kalemleriyle birbirine üstünlük kurmaya çalıştığı bir savaşta atom bombasını atıp savaşı bitiren mutlak galibiyetin sahibi, kalemlerin efendisi olmaya hazırlanıyordum. "Bu kalem bana büyük büyük dedemden kalma." deyip arkadaşlarımı ve platonik sevgilimi etrafıma topladığımda tarihe geçecek zaferimden ne kadar da emindim. Oysa araklama işleminin acelesinden dolayı kalemi daha önce deneyememiş olmam, kendi kendimi göz göre göre trajik bir mağlubiyetin içine atmama neden olmuştu. Sabah evden çıkarken aşırdığım kalemin içinde mürekkep tüpünün olmaması büyük bir talihsizlikti. Benim bu kalemin yazması için gerekli olan mürekkep tüpü denilen şeyden haberimin olmaması bu talihsizliği daha da bir katmerlemişti. İki üç denemeden sonra kalemin işlevsizliğinin herkes tarafından anlaşılması, platonik sevgilimin suratıma karşı alaycı bir tavırla gülümsemesi, atom bombasının ellerimde patladığının kanıtıydı. O gün babamın kalemi yenildiği için ben de yenilmiş sayıldım.
Ben gelecekte, ihtiyarlık yaşlarımda bir gün yatakta aniden iktidarsız kalarak karımın bana alayla güleceği günden önce, kalemimin işlevsizliği yüzünden platoniğimin benle dalga geçmesinin acısını yaşadım aziz dostlarım.

Sosyal Medyaya Aktar :

4 yorum

  1. Akşam Güneşi1 Mart 2010 15:02

    siz süpersiniz ya
    bayılıyorum size
    valla

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim Akşam Güneşi :)

    YanıtlaSil
  3. Bir çırpıda okudum, okuma tembeli olmama rağmen ((: Çok özgün ve komik bir yazı olmuş, sürekli kendimden parçalar buldum yazınızda..

    YanıtlaSil

- Yüreğin yukarıdaki yazıya yorum yazmak istiyorsa lütfen sesini dinle, hem bedava!

- Profil seçiminde Adı/URL'yi seçerek sadece adını/nickini yazıp hızlıca yorumunu gönderebilirsin. İstersen Anonim'i seçerek daha da hızlı davranabilirsin; ve fakat kim olduğunu kimse bilmez senden başka. Yok, eğer Benim orda burda hesabım var argadaş, varsa boşuna mı var? dersen hesaplarından biriyle de girip yorumunu bırakabilirsin. Bana ne lan, yap işte bi' şeyler!

← Sonraki
Sonraki Kayıt
Önceki →
Önceki Kayıt