Dövdüm İngilizceyi, Oldum Mutlu

İngilizce yazılmış bir kitaptan İngilizce çalışmak insanı hakkaten yoruyor. Gramer çalışıyosun, ama o gramer kitabı kelime bilginin süper olduğunu varsayıyo'. Cümle yapılarını anlatırken döktürüyo' da döktürüyo'. Bir sürü kelime kullanıyo'. Bu böyle olmaz diyerekten grameri bırakıyosun bari önce biraz kelime çalışayım da en temelden başlamış olayım diyosun. Bu sefer de kelime kitabındaki alıştırmalar öyle gramerli cümleleri dayıyolar ki suratına, diyosun madem öyle ben gramere geri döneyim. Böyle böyle derkene kısır bir döngünün içinde sonbahar yaprakları gibi savruluyosun. Yani İngilizce'yi öğrenemiyosun.

Zaten ilkokul 4. sınıfta bi başlıyolar; ilkokul 4, 5, ortaokul 1, 2, 3, lise 1, 2, 3, 4, üniversite hazırlık, 1, 2; toplam 12 sene boyunca İngilizce öğretmeye çalışıyolar. Ama bu 12 yılın sonunda sen sokakta bir İngiliz ile karşılaşınca höt diye kalakalıyosun. Sadece sen kalsan yine iyi; sorun sensin olum, sen malmışın, ulan ne de öküz adamsın, ne adamı yahu adam mısın ulan der, suçu sana atardık. Ama eğer ben de senin gibi öyle kalıyosam, işte o zaman sorunu başka bir yerde aramak gerek. Mesela şimdi bana bir eşek ver, bildiğin hayvan eşek, al bunu 12 sene boyunca eğit de, yeminlen smokinli papyonlu adam yaratırım ondan o koca 12 senede. Ama bize 12 senede salak bir İngilizce dilini öğretemediler. 12 sene yahu! O-N-İ-K-İ. Şimdi hangimiz eşek? Sorun nerde anladın umarım. Bir gün yine Amerika'dayım. Yaşlı bir amcanın teki, İngilizcemi beğenmedi. Dedi sen ne biçim konuşuyosun, ulan ne tiksinç adamsın, o leş şivenle iğrendirdin beni bu hayattan, hakikaten ne hıyar herifsin, git adam gibi konuşmayı öğren öyle gel dedi. Hey adamım dedim. Bi e men for tu minuts ulan dedim. Sen İngilizce konuşuyosun ama başka hangi dili konuşuyosun lan götelek söyle bakalım dedim. Dedi ne konuşucam başka. İngiliş iz dı best, Mingiliş iz dı fest filan dedi bu. Benim dedim. Anadilim Türkçe tamam mı dedim. Senin de anadilin kodumun İngilizcesi dedim. Şimdi durum 1-1 mi dedim. Evet dedi. Hee dedim. Ben bunun yanında %60 İngilizce konuşuyorum. Sen %60 Türkçe konuşabiliyo musun; hayır, sen bi bok konuşamıyosun dedim. Seni Türkiye ormanlarına salsak harcanır gidersin, ama ben senin ormanlarında, senin dilinle seni böyle göt ederim dedim. Bişey demedi. Her neyse, durum oldu mu 1,6-1 dedim. Oldu dedi. Bist du şprehen doyç diye sordum. Sori, onli ingiliş dedi. Etti mi 2-1 dedim. Etti dedi. Şimdi siktirgit, adamın canını sıkma yoksa senin ingilizceni alır burar o yaşlı, boklu ve beyaz kıçından içeri usul usul sokarım diye tehdit ettim. Es hol dedi. Terbiyesiz işte. Onu orda bizzat kendim dövdüm. Zaten yaşlı maşlı dinlemiycen azizim, terbiyesize terbiyesini, gramersize gramerini vereceksin. Şimdi mesela ilkokulda bana tokat atan bir öğretmen vardı. Benim öğretmenim de değildi, zaten kendisi bence zihnen öğretmen de değildi. Hemen şu anda sokakta görsem, ne kadar yaşlı olduğuna bakmam, acımam, iki okkalı tokat atarım. 2-1 etti mi derim. Etti der.

Bikeresinde de New Jersey'de kamyonetle geziyorum, iki tane 13-14 yaşlarında amerikan ergeni -amerikan filmi izlemişsen neyden bahsettiğimi bilirsin- kamyonetime cips atmaya başladılar. Evet, cips, doritos. Acılı bi' de. Nasıl da hızlı atıyolar ama o cips tanesini. Sinirlendim. Hemen durdurdum kamyoneti. Arkada demir bi' sopa vardı. Aldım onu, kovaladım ibneleri. Yani tam kovaladım sayılmaz. Ben daha sopayı alırken kaçtılar zaten. Ben sopayı arkalarından sallamakla yetindim. Onları dövemedim diye daha çok sinirlendim sonra.

Dövmek ve sinirlenmek derken, aklıma bizim Mutlu geldi bak şimdi. Mutlu... Denyo Mutlu. Şimdi ben senelerce *** A.Ş. diye bir hıyarlar kurumunun yönettiği yurtta kaldım okurken. Yani en başta onlar yönetiyordu ama sonra rektörlük devraldı fakat depozitolar *** A.Ş'de, yani müdür denilen Mutlu dallamasında kaldı. Seneler sonra ben yurttan çıktım. Haliyle depozitomu alacam. Arıyorum. Göndericez diyolar. Göndermiyolar. Gönderin diyorum. Göndericez diyolar. Göndermiyolar. O Mutlu'nun anasınıskicem gönderin, ciddiyim diyorum. Göndericez diyolar. Göndermiyolar. Mutlu da nedense hep meşgul oluyo'. Ama Mutlu ibnesiyle konuşmayı da hiç istemiyorum zaten. İstiyorum ki, telefonla işimi halledemeyeyin, parayı yollamasınlar bana, ben de gidip Mutlu'yu döveyim. Hakikaten adamı dövmek istedim. Ben işte en sonunda İstanbul'a gitmek için hazırlandım. Gerekli bıçakları zulaya yerleştirdim. Babam gördü beni, dedi nereye gidiyosun. Dedim Mutlu'yu dövmeye gidiyorum.Garip garip baktı bana. Sen onu döversen ben de seni döverim dedi. Neden dedim. Adam dövmenin cezası ne kadar sen biliyon mu dedi. Kim vercek onun parasını dedi, yine ben vericem dedi. Ulan, yuh ya memlekette adam dövmek bile parayla diye sitem ettim. O zaman kar maskesiyle döveyim, kimse anlamaz diyerek masumca izin koparmaya çalıştım. Olmaz dedi babam, son bir kez ara dedi. İstemeye istemeye aradım. Dedim Mutlu orda mı. Yok şu an burda değil dedi kadın. İyi o zaman yarın ordayım, gelicem Mutlu'yu bulup dövücem dedim. Aaa burdaymış, hemen Mutlu beye veriyorum dedi. Verme dedim. Verdi. Alo Mutlu dedim seni dövücem dedim. Arabanı biliyorum, onu da çizicem dedim. Lastiklerini de patlatıcam dedim. Hemen şimdi parayı yatırıyorum dedi. Yatırma ulan dedim. Yattı bile dedi. Gecikmeden dolayı özür dilerim dedi. Senin amına koyim Mutlu dedim. Allah senin belanı versin dedim. Kapattım.
Sosyal Medyaya Aktar :

11 yorum

  1. Senin yazında yeri geldi güldüm, yeri geldi sinirlendim ve yeri geldi hırslandım. Bu keyif dolu ama biraz şiddetli(Şiddette hayatın bir parçasıdır) yazıyı yazdığın için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  2. Şu ana kadar okuduğum en güzel, mantıklı ve komik yazı budur. Helal olsun :).

    YanıtlaSil
  3. Dotdotdorottot7 Eylül 2010 08:49

    hocam Haklısın bu yolda devam

    YanıtlaSil
  4. evet evet içimdeki ses yüreğim kadar temiz bu beyaz fona yorum yap dedi:) ahahah çok güldüm :)) mutluuu gel lan dövecem seni :) yurt idaresi ve ingilizce sıkıntısı..aynı ben :)

    YanıtlaSil
  5. GeyikoLojiea:P6 Ekim 2010 22:22

    Sirf gel abi yoruma gel yorumla beni laflarin icin yorumluyorum seni :P

    Kopardiiiinn yazilarinla borun hep ötsün :D

    YanıtlaSil
  6. Elif Şafak'ın bir makalesinde okumuştum. İçli Köftenin İngilizceye geçerken komiksi bir şekil aldığını. Gramer iyi birşey fakat bazı noktada kaybedici olabiliyor...

    YanıtlaSil
  7. ohohoho, süpermiş... :) gidip patronumu pataklıyayım hemaan...

    YanıtlaSil
  8. Adamın biri25 Ocak 2011 20:56

    Ya mühendis ne diye eski yazıları koyup güncellendi falan diye mail atıyorsun; gelip dövecem bak seni:)

    YanıtlaSil
  9. Güzel bir paylaşım.. teşekkürler...

    YanıtlaSil

- Yüreğin yukarıdaki yazıya yorum yazmak istiyorsa lütfen sesini dinle, hem bedava!

- Profil seçiminde Adı/URL'yi seçerek sadece adını/nickini yazıp hızlıca yorumunu gönderebilirsin. İstersen Anonim'i seçerek daha da hızlı davranabilirsin; ve fakat kim olduğunu kimse bilmez senden başka. Yok, eğer Benim orda burda hesabım var argadaş, varsa boşuna mı var? dersen hesaplarından biriyle de girip yorumunu bırakabilirsin. Bana ne lan, yap işte bi' şeyler!

← Sonraki
Sonraki Kayıt
Önceki →
Önceki Kayıt