Rüyakar: Bilinçaltımın İhaneti

Azizim, inanır mısın geçen gece yine uyuyorum; dalı daşağı sermişim böyle yataktan aşağı doğru. Allah'tan pencere açık değil, sen de biliyorsun yani şimdi kurdu var kuşu var. Açık verirsen kaparlar, acıtırlar. Serdirmezler öyle ulu orta. Yolluk yapar, yerler. Ayrıca karşıda kız öğrenci yurdu blokları falan da var. Öyle gözün gördüğü yerde serdirmezler aga. Ayıp der, keserler.


Uyuyorum işte ben, ben bunu genelde her gece yapıyorum zaten; olay bu değil. Benim gelmek istediğim nokta gördüğüm bir rüya. Bir rüya görmüşüm, öyle böyle değil. Yani hakkat, gelmek istediğim noktanın hakkını verecek kadar kırmızı noktası mevcut. Hani uyurken saldıydım ya ben takımı... Ha işte, aslında onlar görüyor bu rüyayı, ben onların gözünden bakıyorum kendi bilinçaltıma. Öyle de özerk bir beynim var benim. Ders çalışırken, bu yazıları yazarken özgürüm, serbestim; ama ben diyeyim 3 kırmızı noktalı, sen de 5 kırmızı çarşaflı rüyalarda dalıma daşağıma bağımlıyım. O tarz bir rüya bu. Birden heyecanlandın bak sen de. Hevesini kursağında bırakmak gibi olmasın ama hayır; ben sana bu rüyayı anlatmayacağım. Çünkü gelmek istediğim nokta böyle bir rüya değil. Hani, asıl konuya geçmeden önce kaynaşalım diye bahsini açtığım bir şeydi bu benim. Yoksa bunun da bir olayı yok. Benim asıl anlatmak istediğim şey, bundan sonra gördüğüm rüya.

***

Ürdün'deyim aga. Ürdün ama böyle bir Ürdün yok! Ben Ürdün'e hayatımda hiç gitmedim. Bilinçaltım da bunun gayet farkında aslında ama bana oyun çekiyor. Manhattan sokaklarından bir demet sunup bana Ürdün sokakları diye yedirmeye çalışıyor. Öyle de sahtekar bir bilinçaltım var benim. Sokaklarda dolaşırken bir Kung-Fu ustasıyla karşılaşıyorum. Ürdün ve kung-fu ne alaka diye soruyorsun biliyorum. Ama işte ben bunu rüyamda sormuyorum. -Genelde prensip olarak sormam.- Usta ya da daha uzakdoğuvari bir tabirle sensei (ki gerçi sensei karate ustalarına da deniyor olabilir, şimdiaçıp araştıramayacam, özür dilerim, sensei deyip geçicem ben, sen de istersen şerefsiz deyip geçebilirsin, problem yok)  "Sana iki hafta içinde tüm kung-fu'yu öğreteceğim! Kızıl Aznavur'u yenip dünyayı kurtarman gerek!"
diyor. Sorgulamıyorum yine. Sorgulasam "Madem sen biliyosun tüm kung-fu'yu, beni ne uğraştırıyon, git sen döv!" derim, ama demiyorum. Onun yerine, böyle bi' havalara giriyorum. Sağ elimle üç numara saçımı geriye tarıyorum. Kameraya doğru karizmatik bakışlar atıyorum. "Hayırdır usta? Seçilmiş kişi benim değil mi? Biliyordum zaten" diyorum. "Neo gözlüğü"nü bulup takmak için ellerim pantolonumun ceplerini karıştırıyor. Dalım daşağım ordan ümitsizce ellerimi çağırıyor; takım lideri bize bu rüyada ekmek yok der gibi başını öne eğmiş, takımcana hüzünlüler. Onları hiç "sallamıyorum". Usta bana bakıyor. "Yok" diyor. "Sen o değilsin, seçilmiş kişi en son çıkacak." diyor.

Bi' duruluyorum.

Canım bi' sıkılıyor.

Bana oracıkta bi' haller oluyor.

Şaşırıyorum.

Şaşkınlıktan "Da da dabu dabulyu" diye kekeledikten sonra "What the fuck?" diye soruyorum. Ürdünde'yim, uzak doğudan gelmiş kung-fu ustasıyla baya akıcı bir şekilde İngilizce konuşuyorum. "You are not chosen!" diyor sensei. "Hassiktir be!" diye bağırıyorum. "Hem seçmiyosunuz, hem de seçilmiş ibnenin işini bana yaptırıyosunuz! Neyim lan ben hayvan mıyım?" diye sualimi ivedilikle yöneltiyorum. Kendimi durduramıyorum. "İt miyim lan ben? Ayak işleriyle uğraşacak adam mıyım?" şeklindeki zincirleme suallerimle senseinin gözlerini pörtletiyor, bilinçaltımı bu ani çıkışımla şaşırtıyorum. Adeta!

Saydırmaya devam ediyorum. "Eşek miyim lan cevap ver? Ben burda gözlerimi açsam yok dünyanız alooo?? İstesem terk ederim hemen, göt gibi kalırsınız ortada. Seçilmiş adamınızı sikilmiş adam ettirtmeyin bana!" diye coşuyorum. İyice terbiyesizleşiyorum bu noktada. Şu an hatırlayamadığım bir kaç küfür daha ediyorum. Deli gibi bağırıyorum sinirle. Kontrolden çıkmışım, çılgın atıyorum. Sanırım ettiğim küfürlerden biriki tanesi sensei'nin anasına bacısına kadar uzanıyor olacak ki kaşları birden çok pis çatılıyor. En son hanımefendi karısı için ağzımdan utanmazca laflar çıkıyor olabilir. İnkar edecek değilim. Zaten sensei ustanın, ki bu tanımlamada bir anlatım bozukluğu var, boynuma doğru gerçekleştirdiği ölüm hareketiyle beni uyandırması da hemen bu sövüşün ardından gerçekleşiyor.

Evet, uyanıyorum.

***

Yani şimdi, ben kimsenin bu rüyadan ders çıkarmasını, ya da bir gelecek okumasını beklemiyorum. Ama aga, insanın kendi kafasının ürettiği bir rüyada bu denli aşağılanması, eşşek yerine konması çok acı lan. Vallaha çok koyuyor...
Sosyal Medyaya Aktar :

4 yorum

  1. Gayet eğlenceliydi, okurken yer yer keyif aldım. Alttaki kısmı özellikle çok beğendim. Bana böyle bir neşe yaşattığın için teşekkürler, eline diline sağlık üstad.

    Şaşkınlıktan "W" harfini "Da da dabu dabulyu" diye kekeledikten sonra

    Son birkaç yazını okuyup, beğenip yorum yapmadığım için hafiften bi suçluluk hissettim. Bu garip yorum o duygunun mahsülüdür.

    YanıtlaSil
  2. Seamus; ben teşekkür ederim :)

    Bir de aklıma bak şey geldi. Bütün o seçilmiş kişilerin olduğu filmlerde iyilerin tarafında, seçilmişle omuz omuza dövüşen herkes nasıl da sever o seçilmiş kişiyi. Ulan biri de çıkıp demiyor ki "Aga niye ben seçilmiş değilim de o seçilmiş?" Niye bir tanesi bile kıskanmaz onu? Niye? Niye? :)

    YanıtlaSil
  3. :D Gözlerimi açar terk ederim göt gibi kalırsınız :D :D :D süperdi aga..

    YanıtlaSil
  4. Yok kardeşim böyle nüktedan,yaratıcı,hayatı sorgulayan ve ona mana vermeye çalışan bir zeka seni tebrik ediyorum dostum.

    YanıtlaSil

- Yüreğin yukarıdaki yazıya yorum yazmak istiyorsa lütfen sesini dinle, hem bedava!

- Profil seçiminde Adı/URL'yi seçerek sadece adını/nickini yazıp hızlıca yorumunu gönderebilirsin. İstersen Anonim'i seçerek daha da hızlı davranabilirsin; ve fakat kim olduğunu kimse bilmez senden başka. Yok, eğer Benim orda burda hesabım var argadaş, varsa boşuna mı var? dersen hesaplarından biriyle de girip yorumunu bırakabilirsin. Bana ne lan, yap işte bi' şeyler!

← Sonraki
Sonraki Kayıt
Önceki →
Önceki Kayıt