Otobüs Muharebesi

"Siz biletli misiniz?" diye sordu kadın, çantası L şeklini verdiği kokoş kolunda asılı sallanırken. "Evet" dedim. Kısa ve net. Dişimdeki apsenin acısıyla kıvranan nöronlarımın yüzüme vermeye çalıştıkları 'ölüyorum ulan ağrıdan' ifadesini erkekliğime yediremediğimden dolayı zorla baskılamaya çalışıyordum. "Allah Allah acaba yanlış otobüse binmiş olabilir misiniz?" diye yeniden sordu yaşı 35-40 arasında seyrettiğini düşündüğüm o kadın. Hatta teyze. Hayır hayır, nine. Saniyeler içinde muazzam bir şekilde yaşlanıyor gibiydi. O mükemmel ninenin karşısında hatayı ben yapmış, bırak yanlış koltuğa oturmayı, yanlış otobüse mutlaka ben binmiş olmalıydım. Allah beni kahretmeliydi.

Diş etimde biriken irinin, sağ arkadaki azı dişimin köklerinin ucundaki sinirlere dikey olarak uyguladığı fiziksel baskıyı 'hele sen bi dur burda' diyerekten bir kenara ittim ve ağrıyla dağılmış konsantrasyonumu bu moruğa çevirdim, "Ne yanlışı yahu?" dedim sinirle. Hayır, sormuştum belki de. Soru cümlesi olabilirdi çünkü bu. Teknik yaklaşırsak pek tabii. Ama bana kalırsa daha çok bir sitem, bir isyan, bir 'hadi len', bir 'hasiktir ordan' cümlesiydi. "Ne kızıyorsunuz ayol! 8 numara benim olmalı ama!" dedi ha öldü ha ölecek kıvamındaki birilerinin babaannesi olan o kadın. Muavin hemen yaklaştı. Çok çok çok yaşlı teyzenin biletini alıp baktı. "Hanımefendi sizin koltuğunuz 29 numara, bu beyefendinin koltuğu da zaten 8 değil, 5 numara. Siz biraz daha ilerleyin lütfen" dedi. O gerizekalı beyinsiz 35-40 yaş arasındaki kadın -pardon anneanne-, muavinin açıklamasını duyduktan sonra mükemmeliyetine yediremediği bu hatanın üzerinde bıraktığı lekeyi temizlemek için buruşmuş ağzından "ohh" diye kamikazevari bir ses çıkardı ve hemen oracıkta harakirivari bir şekilde canını verdi.

Teyzenin ölümüyle korkudan şoka giren çürük dişimin altında top gibi olmuş diş etimin patlaması bir oldu ve içindeki irin ağzıma hunharca boşaldı. Sanki kansız ve temiz bir şekilde ölen teyzenin, canını verirken akması gereken ama akmamış olan kanıydı bu. Kanının akışını sanki taa öbürkü diyarlardan benim içimde birikmiş olan leş irinimle simüle etmek istemişti kahpe. Olsundu ama. Ağrı geçmiş, dişim rahatlamıştı. Bir "ohh" sesi çıkararak yerimden kalktım, arkaya ilerleyip ağzımdaki tüm pisliği 29 numaraya tükürüverdim. Nasıl olsa oraya artık kimse oturmayacaktı. Orada ağzımın içini iyice boşalttıktan sonra geri dönüp teyzenin başına dikildim ve "Ruhuna fatiha" dedim. Ters köşe yaparak bir sübahaneke okudum.
Sosyal Medyaya Aktar :

2 yorum

  1. yazmaya başladın mı seeeeeeeeen hiç haberim yoktu. bugun öyle hasbelkader girdim sayfana , ben blogda yazmayı bıraktın sanıyorum iyi etmişsin. hadi görüşrüz ben dengesiz çay tabağı :D

    yine süper yazmışsın. sesli güldüm :D

    Bir "ohh" sesi çıkararak yerimden kalktım, arkaya ilerleyip ağzımdaki tüm pisliği 29 numaraya tükürüverdim.


    evet tam burada hunharca güldüm azizim :D

    YanıtlaSil

- Yüreğin yukarıdaki yazıya yorum yazmak istiyorsa lütfen sesini dinle, hem bedava!

- Profil seçiminde Adı/URL'yi seçerek sadece adını/nickini yazıp hızlıca yorumunu gönderebilirsin. İstersen Anonim'i seçerek daha da hızlı davranabilirsin; ve fakat kim olduğunu kimse bilmez senden başka. Yok, eğer Benim orda burda hesabım var argadaş, varsa boşuna mı var? dersen hesaplarından biriyle de girip yorumunu bırakabilirsin. Bana ne lan, yap işte bi' şeyler!

← Sonraki
Sonraki Kayıt
Önceki →
Önceki Kayıt