Süleyman the Beginning

17 Kasım 1953 akşamı, yağmurlu ve fırtınalı bir havanın hüküm sürdüğü Süllü köyünde, hiç ağlamayan bir bebek dünyaya geldi. Annesi daha hamileyken babasını terk eden bu çocuğa Süleyman ismi verildi. Baba Rıfat, Süleyman'a hem babalık hem annelik yapmaya çalışıyor, bazen daha hamileyken kaçan anne Şükran'ı aramak için uzun gezilere çıkıyordu. Ne var ki her seferinde eve eli boş dönüyordu. Evde Şükran'a dair var olan tek şey bir plasenta parçasıydı. Rıfat'ın kimi geceler o plasenta parçasını bağrına basarak ağladığı, çocukluk düşmanı Şakir tarafından Rıfat'ı rencide etmek için tüm köye yayılmıştı.

Şükran daha yedi aylık hamileyken karnındaki cenini çıkarmış, onu kitaplıktaki çok sevdiği Canan Tan kitaplarının bir zamanlar sıralı bir şekilde durdukları rafa koymuş ve ardından o muazzam aşk kitaplarıyla beraber kayıplara karışmıştı. -Kim bilir, belki de Canan Tan rehberliğinde saf ve katıksız aşkı bulmak istiyordu.- Şükran kaçtıktan sonra baba Rıfat yavrusunu yaşatmak için sentetik bir yumurta kabuğu tasarlamış ve açıkta kalan cenini süt ve kebaplarla birlikte bu kabuğun içine yerleştirmişti. Rıfat oğlu Süleyman'ın yaşaması için elinden gelen her şeyi yapardı.


Süleyman yumurtayı ilk önce çatlatıp, sonra onu bir güzel kırıp, en sonrasında da içinden çıktıktan sonra çok maceralı bir çocukluk geçirdi. Ara sıra Şakir tarafından kaçırıldığı yetmezmiş gibi, sıklıkla babası tarafından hayatta kalma içgüdüleri gelişsin diye bir ya da iki haftalığına Amazon ormanlarına bırakılıyor, yeri geldiğinde Atlas okyanusuna salınıyor, yeri gelmediğinde Hint okyanusuna terk ediliyordu. Süleyman on sekiz yaşına bastığında artık öldürülemez bir "hayat" makinesi haline gelmişti.

Süleyman on dokuz yaşında kendisini acımadan rahminden söken, hem onu hem de babasını piç gibi ortada bırakan annesi Şükran ile bir Ağustos sabahı, Selimiye camiisinin üç kilometre ötesinde karşılaştı. Şükran Süleyman'ı görünce "Yapma yavrım, etme!" dese de, hiçbir yalvarışa ve yakarışa kulak asmayan Süleyman cebinden çıkardığı plasenta parçasını annesinin boğazına doladı ve boğarak onun canını aldı. Bu, Süleyman'ın aldığı ilk insan canıydı.

Sonra Süleyman ilk defa öldü.

Bu Hİkayeyİ Sosyal Medyaya Aktar :

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

- Yüreğin yukarıdaki yazıya yorum yazmak istiyorsa lütfen sesini dinle, hem bedava!

- Profil seçiminde Adı/URL'yi seçerek sadece adını/nickini yazıp hızlıca yorumunu gönderebilirsin. İstersen Anonim'i seçerek daha da hızlı davranabilirsin; ve fakat kim olduğunu kimse bilmez senden başka. Yok, eğer Benim orda burda hesabım var argadaş, varsa boşuna mı var? dersen hesaplarından biriyle de girip yorumunu bırakabilirsin. Bana ne lan, yap işte bi' şeyler!

← Sonraki
Sonraki Kayıt
Önceki →
Önceki Kayıt