Süleyman the İmam

Süleyman hem alemin en çılgın mafya babası, hem de Süllü köyünün en forslu imamıydı. On bir ay boyunca görev yaptığı Kanuni Paça Camii'ne hiç uğramaz; sıklıkla karı kız, ara sıra para, nadiren de top peşinde koşardı. Ama gün gelip de Ramazan ayı çattığında camiisine gelir, kendisi yokken işleri yürütsün diye yerine vekaleten bıraktığı adamını kontrol eder, genellikle muhasebede ve camiiye yapılan bağışların tutulan kayıtlarında illa ki bir kusur bulur ve vekil imamı, bu sorumsuzluğundan dolayı Allah'a kurban etmek için villasının bodrum katındaki kafeslerden birine koydurup üç ay boyunca besler, kurban bayramında da bir güzel kesip parçalarını fakir fukara kızları etkilemek için ailelerine dağıtırdı. Süleyman'ın bu taktikle onlarca kızı etkileyip kaldırdığı ve hemen akabinde onları pompa pompa götürdüğü, dillerden dillere yayılmış, halen yayılan ve daha asırlarca yayılacak bir efsane haline gelmişti.

Süleyman'ın imamlıktaki bu haklı ve saygın konumunu duyan, hükümetle yakın ilişkisi olan bir gıda firması, devlet büyükleri üzerinden yaptığı bir faiz lobisi çalışması ile bu kral mafya babasının görev yeriyle oynamaya çalıştı. Ve nitekim, bu firmanın çok müslüman yöneticilerinin çalışmaları en sonunda olgun, ele avuca gelecek meyveler verdi de. 2013 Temmuz'unun ilk gününde, Ramazan ayının başlamasına günler kala, Süleyman'ın İlker Bisküvi ve Meşrubat Ltd. A.Ş.'ye tayini çıktı. Süleyman artık köyündeki Kanuni Paça Camii'nde değil, bir fabrikada imamlık yapacaktı. Devletin karşısında boynu kıldan ince, istenmeyen tüyden de biraz kalın olan Rıfat oğlu Sülo, Ramazan'ın ilk gününde hemen görev yerine koştu ve kendini üzerinde sıra sıra dizilmiş kola şişeleri olan yürüyen bir platformun önünde buldu. Acımasız mafya babası, merhamet sahibi yaradanın imam sıfatındaki sözcüsünün bu fabrikadaki tüm işlevi, sadece ellerini açıp dualar okumak, böylece önünden hızla geçen kolaların okunmuş olmalarını sağlamaktı. Çakal firma, Ramazan ayında milyonlarca koyuna bu okunmuş kolaları kakalayarak zaten hali hazırda binlerce utanmaz din tacirine yetecek kadar olan parasına biraz daha para katacaktı.

(Ey Türk Müslümanı! Ramazan'da içeceksen, en azından Mekke Kola iç. Bak, hem Arapça yazısı filan da var üstünde, sen çok seversin.)

Süleyman ilk gün sonunda tam iki bin üç yüz yetmiş altı kola şişesini okuyup üfledi ve İslam tarihine, en kısa zamanda en çok gıda ürününü okuyup üfleyen imam olarak geçti. Süleyman'a en çok yaklaşan hocanın başarısı ise kayıtlara göre, saatte sadece yirmi bardak okunmuş su ve yüz yirmi adet okunmuş şekerdi. Bu rekoruyla Guinness Rekorlar Kitabı'na giren Süleyman köyünde alkışlarla karşılandı. İnsanlar ona, aldıkları Guinness kitaplarını imzalatmak için sıraya geçti. Süleyman kitapları hem imzalıyor hem de onları okuyup üfleyerek, zaten okuma-yazma bilmeyen köylülere kitaplarını okunmuş bir şekilde geri veriyor, böylece onların da bu kitabı tekrar okumalarına gerek kalmıyor; okuyamayacakları için rencide olabilme ihtimalleri sıfıra indirgeniyordu.

Sonra Süleyman bir gün porno dergisi okurken öldü.

Bu Hİkayeyİ Sosyal Medyaya Aktar :

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

- Yüreğin yukarıdaki yazıya yorum yazmak istiyorsa lütfen sesini dinle, hem bedava!

- Profil seçiminde Adı/URL'yi seçerek sadece adını/nickini yazıp hızlıca yorumunu gönderebilirsin. İstersen Anonim'i seçerek daha da hızlı davranabilirsin; ve fakat kim olduğunu kimse bilmez senden başka. Yok, eğer Benim orda burda hesabım var argadaş, varsa boşuna mı var? dersen hesaplarından biriyle de girip yorumunu bırakabilirsin. Bana ne lan, yap işte bi' şeyler!

← Sonraki
Sonraki Kayıt
Önceki →
Önceki Kayıt