on ve altı

"İstanbul," dedi, "yarım kalmış aşkların hepsinden doğan tek bir acemi çocuk gibi." "He," dedim, "he, öyledir." "Kız Kulesi'nin Galata Kulesi'ne salladığı kuyrukla efil efil dalgalanmak istersin kimi zaman, bazen de Aşiyan'da yük gemilerine dalıp giderken omuzlarına bir hayat kadar yük bindirmek," dedi. "Recep, allaaşkına bi sus nolur! Bak, zaten trafik ilerlemiyo. Sikicem yükünü de İstanbul'unu da, bi sus, kapa telefonu" dedim. "Bilmiyorum, ben çok seviyorum İstanbul'u," dedi bu. Dedim, sen ne zaman sevdin bu şehri de konuşuyosun birader, ne zaman geldin de sevdin, hayatın boyunca Hatay'dan dışarı çıkmadın be adam, Aşiyan'ı sen nereden biliyon amınakoyim? "Ben İstanbul'u Orhan Veli'den, Boğaziçi'ni Tevfik Fikret'ten biliyorum," dedi, sonra devam etti; "bak mesela şair ne demiş: İ harfindeki nokta gibidir minarelerin üzerinden bakan güneş, / ve bir S harfi kadar kıvraktır vapur altı danslarında dalgalar, / TAN kızıllığındaki boğazda dudaklarını boyayan anadan üryan aşklar, / Ne zaman sevmekten vazgeçsen bu şehri, / Onun aşkı bir bumerang gibi gelir BULur seni," diye okudu şiiri. Dedim, kim yazmış lan bunu? "Abi, Cahit Sıtkı sanırım," dedi. "Yalan söyleme pezevenk," dedim, "sen yazmışsın işte. Bak Recep, şiirlerinle gelme artık bana, yayınlamıyoruz, ya-yın-la-mı-yo-ruz. Beş sene önce iflas etti olum bizim yayınevi, hala niye anlamıyorsun? Beş senedir telefon açıp açıp şiir okuyosun bana buğulu buğulu. SMS yolluyosun dörtlük dörtlük. Yeter birader, gönderme artık bana şiir miir, yeter!" "Valla ayıp ediyosun abi," deyip kapattı telefonu suratıma. O sırada sinirimden arabanın kontrolünü kaybedince Yerebatan Sarnıcı'nın önünde tramvayın altına girivermişim. Rivayete göre baya romantik ölmüşüm yani. Arkada Ayasofya manzarası ve yukarıda ölümü haber eden İstanbul bulutları, güvercinlerin kanat çırpışarak kaçışmaları. Japon turistlerin sesine karışan Suriyeli kakofonisi. Topkapı Sarayı'nın üzerinden gelip, fışkıran kan tanelerimde biten boğaz esintisi. Vita kutuları pervazlarda; içlerinde İstanbul laleleri, Cezayir menekşeleri, hatmiler, belki biraz da soğan, manavdan taze alınmış...

Bu Hİkayeyİ Sosyal Medyaya Aktar :

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

- Yüreğin yukarıdaki yazıya yorum yazmak istiyorsa lütfen sesini dinle, hem bedava!

- Profil seçiminde Adı/URL'yi seçerek sadece adını/nickini yazıp hızlıca yorumunu gönderebilirsin. İstersen Anonim'i seçerek daha da hızlı davranabilirsin; ve fakat kim olduğunu kimse bilmez senden başka. Yok, eğer Benim orda burda hesabım var argadaş, varsa boşuna mı var? dersen hesaplarından biriyle de girip yorumunu bırakabilirsin. Bana ne lan, yap işte bi' şeyler!

← Sonraki
Sonraki Kayıt
Önceki →
Önceki Kayıt