otuz ve yedi

Kapının zili çaldı. Gittim açtım. İki sokak ötedeki Hatay Dönercisi'nin sahibi kafasında kaskıyla dikiliyordu. "Merhaba hocam! Kaç zamandır ne dükkana uğruyorsun, ne sipariş veriyorsun. Haftalardır yemedin hiçbir şey. Acıkmışsındır, yarım tavuk getirdim sana," dedi. Tam o sırada telefonum çaldı. Dönerci abiye, "bir dakika," deyip açtım telefonu. "Alo! Naber len şebelek? Ben 0900 930 3030'dan Ateşli Cemre. O kadar reklamımız dönüyor televizyonda. Ne aramak var ne sormak! En sonunda dayanamayıp 'ben arayayım' dedim. Kaç santim?" dedi. Sarsılmıştım. Şaşkındım. Neler oluyordu böyle? Derken kafama yukarıdan avuç avuç toprak düşmeye başladı. Tavana doğru baktım, bir şey göremedim. Sonra uzaklardan bir ses, "evladım, sen ölmüşsün, ama mezarına gelmeye tenezzül bile etmemişsin, biz de sana toprağı getirelim dedik," dedi. O an bayılmışım.

Bu Hİkayeyİ Sosyal Medyaya Aktar :

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

- Yüreğin yukarıdaki yazıya yorum yazmak istiyorsa lütfen sesini dinle, hem bedava!

- Profil seçiminde Adı/URL'yi seçerek sadece adını/nickini yazıp hızlıca yorumunu gönderebilirsin. İstersen Anonim'i seçerek daha da hızlı davranabilirsin; ve fakat kim olduğunu kimse bilmez senden başka. Yok, eğer Benim orda burda hesabım var argadaş, varsa boşuna mı var? dersen hesaplarından biriyle de girip yorumunu bırakabilirsin. Bana ne lan, yap işte bi' şeyler!

← Sonraki
Sonraki Kayıt
Önceki →
Önceki Kayıt