kırk ve altı

"Merhaba," dedi. Bu tatlı sesin sahibine dönüverdim hemen. Erkek olsa tepki vermezdim. Çünkü ben bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyen kıza bakarım güzel mi diye. - Güzeldi.

"Selam," dedim. "Şu kavanozun kapağını açamıyorum da acaba yardım edermisiniz?" diye sordu. "Etmem mi," dedim. İki el kol hareketi ile, "birader, hadi elden ele şu kavanozu uzatın buraya," diye bağırdım millete. Minibüsün o tıklım tıklım atmosferinde kavanoz bana doğru uçarcasına geldi. O kadar hanzonun arasında, bu narin kız reçel kavanozunu açtırmak için tabii ki beni seçecekti. Yadırgamadım. Kapağı bir kahraman edasıyla umarsızca açtım, içindeki çilek reçeli kokusunu ciğerlerime çektim. Müthişti! Canım çok çekti. Kavanozu istemsizce geriye doğru uzatacakken bir anda kararımı değiştirerek frene asıldım. Kontaktan anahtarı çektim. Minibüsten atlayıp kavanozla beraber koşarak kaçtım. Reçeli yemek için kuytu bir yer bulana dek durmayacaktım.

Sosyal Medyaya Aktar :

2 yorum

  1. Ben seni en arka koltukta sanıyorum taaa frene asılana kadar. Arka koltuğa daha çok yakışırdın.

    YanıtlaSil
  2. Bu yorumun beni çok rencide etti ama.

    YanıtlaSil

- Yüreğin yukarıdaki yazıya yorum yazmak istiyorsa lütfen sesini dinle, hem bedava!

- Profil seçiminde Adı/URL'yi seçerek sadece adını/nickini yazıp hızlıca yorumunu gönderebilirsin. İstersen Anonim'i seçerek daha da hızlı davranabilirsin; ve fakat kim olduğunu kimse bilmez senden başka. Yok, eğer Benim orda burda hesabım var argadaş, varsa boşuna mı var? dersen hesaplarından biriyle de girip yorumunu bırakabilirsin. Bana ne lan, yap işte bi' şeyler!

← Sonraki
Sonraki Kayıt
Önceki →
Önceki Kayıt