kırk ve sekiz

Kapıyı açmamla birlikte kulaklarımda patlayan davulun sesi beynimi iki dakikalığına uyuşturdu. Kendime geldiğimde davulcunun sinirli bakışlarıyla karşı karşıya kaldım. Nasıl bir tuzağa düştüğümü işte ancak o zaman anladım. Tüm Ramazan boyunca iftardan sonra ne zaman sokaktan geçen şerefsiz davulcunun davulunun huzur siken sesini duysam hemen ışıkları kapamış, evdeki varlığımı yok etmiştim. Ama demek ki buraya kadardı. Anlaşılan davulcu bu yenilmez sandığım taktiğimi çözmüş, bu sefer davulu hiç çalmadan, sessizce, sanki sıradan bir komşu gibi sinsice gelip çalmıştı kapımı. Fena yakalamıştı beni. Elini uzattı, "gönlünden kopanı alayım abi," dedi. "Nakit kalmamış birader, kusura bakma," deyip kapıyı kapıyordum ki davulun tokmağı kafamda patlayıverdi. "Yarın akşam da geleceğim. Sadece senin için geleceğim. En az elli lirayı hazır edip vermezsen döverim seni, allaama kitabıma döverim. Saklanırsan bulurum. Kaçarsan yakalarım. Unutmam. Affetmem. Bir sabah usulca arkandan yanaşıp bozarım orucunu, yemin içtim bozarım. Peşini bırakmam, sürerim seni bu mahalleden, ekmek kuran çarpsın sürerim," dedi ve davulunu çala çala çekip gitti. O ve davulunun sesi uzaklaşırken yere çömeldim, kafamı ellerimin arasına alıp, "nasıl bulaştım ben bu işe, nasıl da çıkacam içinden, off dertli başım," diye söylene söylene ağlamaya başladım. Davulun sesini dinledim bir yandan, uzaktan hiç de hoş gelmiyordu oysa; az geliyordu.

Bu Hİkayeyİ Sosyal Medyaya Aktar :

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

- Yüreğin yukarıdaki yazıya yorum yazmak istiyorsa lütfen sesini dinle, hem bedava!

- Profil seçiminde Adı/URL'yi seçerek sadece adını/nickini yazıp hızlıca yorumunu gönderebilirsin. İstersen Anonim'i seçerek daha da hızlı davranabilirsin; ve fakat kim olduğunu kimse bilmez senden başka. Yok, eğer Benim orda burda hesabım var argadaş, varsa boşuna mı var? dersen hesaplarından biriyle de girip yorumunu bırakabilirsin. Bana ne lan, yap işte bi' şeyler!

← Sonraki
Sonraki Kayıt
Önceki →
Önceki Kayıt